KKTC LAİK DEĞİL! LAİK VE ÖZGÜRLÜKÇÜ OLMAK CESARET İSTER!

LAİK OLABİLMEK İÇİN DEVLETİ DİN İŞLERİNDEN BÜTÜNÜYLE UZAKLAŞTIRMAK VE YURTTAŞLARIN FİKİR VE İNANÇ ÖZGÜRLÜĞÜNÜ GERÇEKTEN KORUMAK GEREKİR. KOLAY DEĞİL; KKTC'DE HİÇ KOLAY DEĞİL!

0
blank

Peşinen söyleyeyim; Anayasa’nın daha birinci maddesinde “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Devleti, demokrasi, sosyal adalet ve hukukun üstünlüğü ilkelerine dayanan laik bir Cumhuriyettir” denilmiş olmasına karşın Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti “laik” bir devlet değildir. Ve bu, “1 Nisan şakası” da değildir!

Laiklik, en basit tanımı ile din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılması demektir. Oxford kaynaklı siteler, “laik” kavramını, “kutsal veya dinsel olmayan, dünya ile ilgili” şeklinde tanımlamaktadırlar.

blank
DEVLETİ YÖNETENLER, TEHLİKELİ TIRMANIŞ KARŞISINDA “ORTA YOK” BULMAYA ÇALIŞIYOR. FİKİR VE İNANÇ ÖZGÜRLÜĞÜNÜ SAĞLAMANIN ORTA YOLU YOKTUR. FİKİR ÖZGÜRLÜĞÜ YA VARDIR; YA DA YOKTUR!
. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .

“Laik bir devlet” sadece dünya işleriyle ilgileniyor olmalıdır. Oysa KKTC Anayasası’nın 23’ncü maddesinde “Din eğitimi ve öğretimi, devletin gözetim ve denetimi altında yapılır” demekte ve devleti din ve ahret işlerine de karıştırmış olmaktadır. Çok yaman bir çelişki ama anayasa yazıcıların bunu, “devlet kontrolü dışında yobaz bir din eğitimi” verilmesini engellemek için yazdıklarını da biliyoruz… Hepimiz biliyoruz; yobazlaşma tehlikesi vardır ve devletin din eğitimini buna göre vermesi talep edilmektedir.

Ne var ki, devlet okullarında bizzat devletin hazırladığı müfredattaki din dersleri “tam bir yobazlık örneğidir”. Bir yanda fen ve tabiat bilgisi, diğer yanda din dersi… Tam amlamı ile çelişen şeyler, çocukların beyinlerine enjekte edilmeye çalışılıyor.

Bunlar, KKTC devletinin “laik bile olamadığını” anlamak için yeterlidir ama geçtiğimiz günlerde, devletten maaş alarak imamlık yapan bir kişinin, “Benim dinime hakaret eden, devleti bile okula sokmayan bu zihniyeti öldüğü vakit ben de camiye sokmayacağım. Selasını vermeyeceğim. Cenaze namazını kıldırmayacağım. Açıkça söylüyorum baş örtüsüne karşı gelen kafirdir. Kafirin cenaze namazı kılınmaz” şeklinde konuşması herşeyin üstüne tüy dikti. Din adamları kendilerini “Allah adına hareket eden görevliler” saymaya başlamışlarsa devletin laik olması yetmez; din ve inanç özgürlüğüne yönelen baskıları ortadan kaldırmak için tedbir alması da gerekir.

Bazı hukukçularımız Ceza Yasası’nda düzenlemeler yapılması gerektiğinden söz etmeye başladılar. Tehlikeli bir başlangıç olur… “Toplumu bölücü nitelikte” veya “vicdanları rahatsız eden” diye tanımlanabilecek söylemlerin cezalandırılmaya kalkışılması, bu tür söylemleri güçlendirebileceği gibi bunun tersi söylemlerin cezalandırılmasının yolunu da açmış olacaktır. Türkiye örneğini iyi izlemek gerekiyor…

Saçma fikirleri ortadan kaldıracak tek şey, fikir özgürlüğünün tam anlamı ile kullanılması olabilir ancak. İşe, okullardaki din dersinin kaldırılması ile başlanabilir. Bu, hem devleti gerçek anlamda laikleştirecek, hem de yurttaşlara gerçek fikir özgürlüğü kazandırmanın ilk adımı olabilecektir.

Laik olmak veya fikir özgürlüğünü savunmak, biraz da olsa CESARET ister!

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz